Lüksemburg, Münih, 9 Nisan 2025
Bugün Avrupa Adalet Divanı’nda görülen bir dava, çevrimiçi kumar sektöründe kumar kayıplarının tazmini açısından geniş kapsamlı sonuçlar doğurabilir. Davacı, Malta merkezli bir kumar şirketine karşı bir oyuncu adına hak iddialarında bulunan avukat Volker Ramge’dir.
Temel tartışma noktası: Malta lisansına sahip olunmasına rağmen geri ödeme talebinde bulunmak mümkün müdür?
Ramge, Federal Yüksek Mahkemesi’nin (BGH) yerleşik içtihatlarına atıfta bulunuyor: Belirleyici faktör, sağlayıcının Alman lisansına sahip olup olmadığıdır; ki bu, söz konusu çevrimiçi kumarhane oyunları ve ikincil piyangolar için tartışmasız bir şekilde söz konusu değildi. § 4 fıkra 1 Kumarla ilgili Eyaletlerarası Anlaşmanın 4. maddesi, ilgili dönemde çevrimiçi kumarhane oyunlarını yasaklamıştır. Spor bahislerinin aksine, burada deneme yanılma maddesi yoktu. Davacı, oyuncu koruması gerekçesiyle, lisans alma çabasının gösterilip gösterilmemesinin önemsiz olduğunu savunuyor. Alman izni olmadan yapılan bu teklif Almanya’da yasa dışıdır ve bunun sonucunda zararlar tazmin edilebilir.
Avukat Karpenstein, hizmet sağlayıcıların iş modelini savunuyor ve aynı zamanda eleştiriyor.
Öte yandan, sağlayıcıların tarafında yer alan avukat Karpenstein, oyuncu korumasının sadece bir bahane olduğunu şiddetle savunuyor. Aslında davalar, dava finansörleri tarafından başlatılmıştı ve oyuncuların çıkarlarına hizmet etmiyordu. Ayrıca, Kumarla İlgili Devlet Anlaşması’nda fonların geri alınmasına ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Karpenstein, Alman lisansına erişim eksikliğinin sağlayıcılara yüklenemeyeceğini vurguluyor: Almanya’da -Schleswig-Holstein hariç- 2021 yılının ortalarına kadar çevrimiçi slot makineleri oyunları için hiçbir lisans mevcut değildi. Dahası, ikincil piyangolar yıllardır zımnen hoş görülmüştür. Dolayısıyla, geri ödeme taleplerinin AB hukukunda bir dayanağı yoktu.
Malta:
Para iade talepleri iç piyasayı baltalıyor ve oyuncu korumasını tehlikeye atıyor.
Malta Cumhuriyeti bu prosedürü temelden eleştiriyor: Bir üye devlet, diğer bir üye devletin kumar düzenlemelerine müdahale etmemelidir. Malta’da oyuncu korumasına yönelik kapsamlı düzenlemeler mevcut ve her yıl Alman oyuncular da dahil olmak üzere binlerce oyuncuya men cezası talebi geliyor. Malta’dan gelen tüm tedarikçileri “yasadışı” olarak damgalamak haklı bir gerekçe değildir. Dahası, Almanya kumar gelirlerinden elde edilen vergileri rahatlıkla kullanırken, aynı zamanda tazminat için hukuki taleplere de izin vermektedir.
Belçika: İkincil piyangolar özellikle riskli “parazit” bahisler olarak kabul ediliyor.
Belçika, müzakerelerde -en azından ikincil piyangolar söz konusu olduğunda- Almanya’nın yanında yer alıyor. Bunlar, ne denetim ne de mali istikrar açısından devlet piyangolarıyla kıyaslanamaz. Kumar, kamu yararına hizmet ediyorsa ulusal düzeyde kısıtlanabilir. Karpenstein’ın ortaya koyduğu şekliyle şeref borçları, medeni hukukta önemsizdir.
Avrupa Komisyonu
Avrupa Komisyonu temsilcisi, Malta kumar endüstrisine yönelik uygulama koruma planının (55 sayılı yasa tasarısı) AB hukukuna aykırı olduğunu düşünüyor olabilir. Eğer 55 numaralı yasa tasarısı söz konusu ön karar verme prosedürüne de uygulanabilir olsaydı, bu soru tesadüfen incelenmek zorunda kalırdı. Malta temsilcisi daha sonra Avrupa Adalet Divanı’na şunları söyledi: “‘Bill55’in Malta düzenlemelerinin bu davaya uygulanmadığını varsayıyoruz.” Avrupa Komisyonu temsilcisi ayrıca, oyuncu korumasının AB’de önemli olduğunu ve oyuncuların bazen kendilerinden korunmaya ihtiyaç duyduklarını açıkladı.
AB hukuku kapsamında yargı yetkisi ve vergi değerlendirmesi konusunda ihtilaf
Müzakerelerin kilit noktalarından biri Malta mahkemelerinin yargı yetkisiyle ilgiliydi. Almanya sürece dahil olmadan Alman düzenlemelerinin AB hukukuyla uyumluluğunu inceleyebilirler mi? Federal hükümet, prosedür hakkında bilgilendirilmediğini ve bu nedenle kendi görüşünü sunamayacağını belirtti. Ancak Komisyon, Roma I Yönetmeliği’nin yapısına atıfta bulunuyor: Ulusal bir mahkeme, AB hukukuna uygun olarak yabancı hukuku uygulayabilir ve gerekirse AB hukukuna uygunluğunu inceleyebilir.
Sonuç: AB hukuku kapsamında tazminat hakkı
Başsavcının nihai sunumlarının 10 Temmuz 2025’te yapılması bekleniyor.
Şimdi en önemli soru, Avrupa Adalet Divanı’nın Alman kurtarma mekanizmasını, TFEU’nun 56. maddesi uyarınca hizmet sunma özgürlüğüyle uyumlu mu yoksa Malta’daki (ve diğer AB ülkelerindeki) hizmet sağlayıcıları koruyan bir mekanizma mı olarak değerlendirdiğidir.
Bu davayla ilgili daha fazla bilgi için: Cocron GmbH & Co. KG, Avukat István Cocron, B.A., Max-Weber-Platz 10, 81675 Münih, www.ra-cocron.de













